 Miraç Sabankay Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğrencisi AİLEMİN AĞZINDAN; BEN
Bu yazıyı ben yazmadım ailem yazdı, ama ben sizlerle paylaşmak
istedim. Çünkü benim için çok değerli ve çok önemli. Nedenini; okuyunca eminim sizler de anlayacaksınız. Ortaokulda bir öğretmen bu sefer öğrencilere değil ailelere ödev vermiş; onlardan çocuklarını tanıtmalarını istemişti. İşte bu da ailemin benim için yazdıkları...
Sayın Hocamız,
Öğrencilerinizi tanımak adına böyle bir girişimde bulunduğunuz için sizi
kutluyoruz. Çünkü günümüz dünyasında birçok olumsuz olayların kişilerin
birbirlerini iyi tanıyamadıklarından kaynaklandığının bilinci içindeyiz ve
size sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.
MİRAÇ bizim için uzun bir uğraşıdan sonra dünyaya geldi. Evliliğimizin
üzerinden yedi yıl gibi bir zaman geçtikten sonra kucağımıza aldık. Tabii bu
yedi yıl birçok tedaviler, koşuşturmalar… maddi, manevi sorunlar ve her
seferine doktordan bir umut ışığı olacak gibi beklenen sözler.
Tanrıya da hep dua ediyorduk; "Tanrım ailesine ve ülkesine hayırlı bir
evlat olsun " diye kutsal günlerde çok dua ettiğim ve kabul olduğu için
ismini daha doğmadan belirlemiştik. Erkek olsaydı "Berat" koyacaktık.
Neyse ki 9Ağustos1989 günü bizim için mucizevî bir gün olmuştu. Miraç'ı
kucağımıza almıştık. Sanki bize tanrı tarafından gönderilen kutsal bir
hediye gibiydi, günlerce kucağımızdan hiç indirmeden seyrettik hediyemizi.
Daha sonra etrafımızdan gelen uyarılardan çocuğa bu kadar özenli davranmamız
gerektiği; değilse, ileride bencil ve şımarık biri olacağının anlatılması açıkça
bizi endişelendirmeye başlamıştı.
Herkesin çocuğu kendine kıymetlidir. Ancak, bizim bu çok özel hediyemize
sevgimizi göstermemek, duygularımıza gem vurarak büyütmek çok saçmaydı.
Sevgiyle ve inançla her şeyi başarabiliriz inancıyla Miraç'a paylaşmayı,
insanları ve tüm canlıları sevmeyi öğretmeye çalıştık.
Hani gezmeye gittiğinizde çocuklar oyuncaklarını vermezler, ağlarlar ya;
biz bunu Miraç'ta hiç yaşamadık. Eve bir çocuk gelse ne kadar oyuncağı varsa
getirir, onlarla oynar ve hemen kaynaşırdı.
Çocukluğunda bize asla sorun yaşatmadı.
İlkokul birinci sınıfta alerjik astım olduğunda ne yapacağımızı şaşırdık;
çünkü birçok çocuğun hoşlandığı yiyecekler yasaklanmıştı: renkli şekerler,
çilek, kivi ve benzeri şeyler. Bunu çok iyi ve ayrıntılı bir şekilde
kızımıza anlattık ve o yaştaki bir çocuktan beklenmeyecek bir olgunlukla bu
yasaklara harfiyen uydu.
Bu davranışları kızımızı bizim için daha özel yapıyordu.
Miraç çok iyi bir gözlemci. Artık biz ona bazı şeyleri söylemeden yapıyor.
Örneğin biz ona devamlı bir şekilde odanı topla, derslerini bitir v.b.
ikazlarda bulunmuyoruz. Bu açıdan çok sorumluluk sahibi bir insan.
Zaman zaman sevginin ve aile yapısının çocuklar üzerinde ne kadar olumlu
veya olumsuz bir etki yaptığını hep düşünmüşüzdür. Çocuklar için aile çok
önemli. Çünkü aile içinde şiddeti ve sevgiyi, bencilliği veya paylaşmayı,
uyumu iyi anlatabilirseniz çok iyi algılıyorlar. Tabii ki çok küçük
yaşlardan itibaren bu tohumlar atılmalı minicik yüreklere.
Geçenlerde bir radyo programında "HAYATINIZDAKİ EN BÜYÜK ZENGİNLİK NEDİR?" diye bir soru yöneltmişlerdi. Çok ilginçti. Biz de kendimize sorduk;
mesleğimiz mi, evimiz mi, arabamız mı? Hayır, bizim için en büyük zenginlik
böyle bir kızımızın olmasıydı.
O bizim için Tanrı tarafından gönderilen çok özel bir hediye. Tek
dilediğimiz bu yaşam karmaşasında karşısına hep doğru insanlar çıkması.
Sevginin ve paylaşmanın değerini bilen insanlarla karşılaşmasını dileriz ki;
hep kendisi gibi olur ve bize saçtığı o muhteşem ışıktan herkes yararlanır.
Saygılarımızla
Yüce Atam
Biyografi
Miraç'tan Mektup
Karar Zamanı
Ailemin Ağzından; Ben
Tüm Arşive Gitmek İçin Tıklayınız
|